
Müzik dünyası dün gece alınan bir haberle sarsıldı.
Pop müziğin kralı Michael Jackson kalp durması nedeniyle hayatını kaybetti. Los Angeles Adli Tıp yetkilisi Fred Corral, düzenlediği basın toplantısında, ünlü yıldızın, UCLA Medical Center adlı hastaneye kalbi tam olarak durmuş halde geldikten sonra, TSİ 00.26’da öldüğünü söyledi.
Corral, Jackson’ın ölüm sebebinin tam olarak bilinmediğini ve bugün büyük ihtimalle bir otopsi yapılacağını belirtti.
Fakat elde edilen son bilgilere göre, Michael Jackson’un kardiyak arrest olarak tabir edilen bir çeşit kalp durması tarafından öldüğünü belirtiyor.
Birçok kişi kardiyak arrest ile kalp krizini birbiriyle karıştırır.
Bir kalp krizi, arterlerin tıkanması sonucu kalp kaslarına kan akışının durması nedeniyle gerçekleşir.
Kardiyak arrest farklıdır
Evet "cardiac arrest" olarak tabir edilen kalp durması farklıdır.
Kalp krizi bir çeşit damar tıkanıklığı neticesinde gerçekleşirken, kardiyak arrest ise, kardiyak fonksiyonların durması veya büyük arterlerde nabız alınamaması; solunum ve bilinç kaybı ile karakterize ani ve beklenmedik şekilde gelişen bir tablodur.
Amerikan Kalp Vakfı’na göre kardiyak arrest geçiren kişilerin %95’ten fazlası henüz hastaneye varmadan hayatını kaybediyor. Çünkü kardiyak arrest vakalarında ilk 4 ila 6 dakika arası çok önemli ve kalbi şok ile tekrar eski ritmine kavuşturmak gerekiyor.
Bununla beraber hastaya CPR ve defibrilasyon ( müsküler bir fibrillasyonun ortadan kalkması ) uygulanmadan geçirilen her dakikada hasta yaşama şansını %7 ila %10 arasında kaybeder.
26 Haziran 2009 Cuma
michael jackson öldü
21 Haziran 2009 Pazar
Çocuğunuzu erken sünnet ettirin
Çocuklarda meydana gelebilecek travmayı önlediği açıklandı.
Sünnetin hastane koşullarında ve hatta ameliyathanelerde yapılaması gerektinin altını çizen Kanmaz, "Halen pek çok sağlık kurumunda lokal ve genel anestezi (hastanın narkozla uyutulması) ile sünnet yapılmaktadır. Ancak son yıllarda 3 ayını geçmiş çocuklarda kullanılacak anestezi şeklinin genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluşmuştur. Genel anestezi hem çocuğu ruhsal bakımdan koruyacak hem de iyileşme sürecini kısaltacaktır. Şüphesiz bu konforlu ve daha insancıl bir yaklaşım olmaktadır. Ayrıca günümüzde uygun ortamda, çocuklara özel, ileri teknoloji kullanılarak verilen genel anestezi eski yıllara göre çok daha güvenli hale gelmiştir." şeklinde konuştu.
Antep fıstığı mucizesi
Bilim adamları, 1.5 yıl araştırdı, Antep fıstığının insan sağlığına birçok faydasının olduğunu ortaya çıkardı.Gaziantep Ticaret Odası ve Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji ve Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri işbirliği ile yapılan çalışma kapsamında, Polis Meslek Yüksek Okulu'nun 33 öğrencisine, 8 hafta boyunca 100 gram kavrulmuş Antep fıstığı verildi. Çalışma sonucunda, Antep fıstığının kan şekerini yüzde 10 düşürdüğü ve diyabete karşı koruyucu olabileceği, kalbe iyi geldiği ve kilo aldırmadığı da belirtildi. 1.5 yıl süren çalışmanın sonuçlarını Gaziantep Ticaret Odası Meclis Başkanı ve Antep Fıstığı Tanıtım Derneği Başkanı Zeki Yağcı açıkladı. Zeki Yağcı, son yıllarda Antep fıstığının insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda ciddi çalışmalar yapılmaya başlandığını ifade etti. Yağcı, "Bilimsel olarak fıstığın faydalarını ortaya koyduk. Çalışma sonucunda, kan şekerini yüzde 10 oranında düşürdüğünü, diyabete karşı koruyucu bir etkisinin olduğu tespit edildi. Kadın ve çocuklar üzerinde önemli bir problem olan Anemi'nin (kansızlık) önlenmesinde çok güzel bir seçim olacağı görüldü." dedi. Fıstığın, sağlıklı beslenmenin bir parçası olarak tüketilebileceğini aktaran Yağcı, bilinenin aksine Antep fıstığının kilo yapmadığını kaydetti. 100 gramında 560 kalori bulunduğunu dile getiren Yağcı, üstün lezzet ve aroması ile çocukların zeka gelişiminde çok önemli katkıları olan Antep fıstığının sağlıklı beslenmede tüketilebileceğini aktardı. Yağcı, "Ben buna sıkıştırılmış enerji yiyeceği diyorum. Bundan sonra Antep fıstığının farklı özelliklerini ortaya çıkarmak istiyoruz." ifadelerini kullandı. Çalışmalarda, Antep fıstığının damar yapısını düzenlediğini ve damar tıkanıklığını engelleyebileceğinin tespit edildiğini vurgulayan Yağcı, "Damarda yüzde 33 genişleme yapabileceği sonucunu bulduk. Bu parametre daha önce diğer kuruyemişlerle yapılan çalışmalara göre çok daha yüksek ve anlamlıdır. Antep fıstığı yüksek oranda doymamış yağ içermektedir. Bu özelliği nedeniyle kötü kolesterol olarak bilinen LDL'yi yüzde 12 oranında düşürdü. Antep fıstığının daha önce hiçbir çalışmada düşüşü gözlenmeyen trigliserid değerlerini düşürdüğünü bulduk." açıklamasını yaptı. Cihan |
Tam buğday ekmeği kanseri önlüyor!
Sağlık Bakanlığı Resmi sitesinde yer alan bilgilendirmeye göre, tam buğday unundan yapılan ekmeğin, bazı kanser türleri, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların riskini büyük ölçüde ortadan kaldırdığı bildirildi.
Katıksız tam buğday unundan yapılan ekmeğin bir çok hastalığın oluşma riskini azalttığı belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı Resmi sitesinde yer alan bilgilendirmeye göre, tam buğday unundan yapılan ekmeğin, bazı kanser türleri, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların riskini büyük ölçüde ortadan kaldırdığı bildirildi. Ayrıca tam buğday unundan yapılmış ekmeğin, daha fazla tokluk sağladığı, böylece günlük alınan enerji miktarını ve obezite oluşma riskini azalttığı ifade edildi.
-DENGESİZ BESLENME BİLGİ EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANIYOR-
Bilgilendirmede, Türkiye’de yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı önemli sağlık sorunlarının olduğuna dikkat çekilerek, yetersiz ve dengesiz beslenmenin, bebeklerde ve okul öncesi çocuklarda protein-enerji malnütrisyonu, D vitamini yetersizliği, anemi, zayıflık, şişmanlık, çeşitli vitamin yetersizlikleri, basit guatr ve yaygın diş çürükleri; yetişkinlerde şişmanlık, şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp damar hastalıklarına yol açtığı kaydedildi.
Ayrıca, Türkiye’de yetersiz ve dengesiz beslenmenin ekonomik güçlüklerden daha çok , bilgi eksikliğinden kaynaklandığı belirtilerek, bireylerin beslenme konusunda bilinçlendirilmesinin önemi vurgulandı.
Yorgun gözleri canlandırın!
Kuru, gergin ve yoğun çalışmış gözlerin ferahlaması ve rahatlaması amacı ile kullanılabilen “Visine Yorgun Göz” göz damlası kısa bir süre önce Türkiye’deki eczanelerde yerini aldı.
Gündelik yaşamda bilgisayar karşısında çalışma,uzun süreli okuma ya da araç kullanımı yoğun konsantrasyona ihtiyaç duyulan aktiviteler olması nedeniyle göz kırpma sayımızın normale göre %66’ya kadar azalmasına neden olur. Göz kırpma sayısının azalması , gözyaşının buharlaşmasına ve göz yüzeyinin yeterince nemlenememesine yol açar. Gözün yetersiz nemlenmesi ise özellikle günün ilerleyen saatlerinde göz yorgunluğu olarak tanımlanan batma, ağrı, hafif kızarıklık ve yorgunluk hissine neden olur.
Visine® Yorgun Göz , yorulan gözlerinizin ferahlaması ve rahatlaması için kullanabileceğiniz bir göz damlasıdır.Doğal içeriği sayesinde, gözümüzün ihtiyaç duyduğu nemi sağlayarak göz yorgunluğu belirtilerinin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur ve gün boyu ferahlık ve rahatlama sağlar.
İhtiyaç duyulduğunda günde 3-4 kez 1-2 damla damlatılarak yorulan gözlerin anında rahatlamasını sağlar.
Johnson&Johnson tüm dünyada kişisel bakım, ilaç ve hastane ürünleri alanlarında 750’den fazla ürün çeşidini geliştirerek toplum sağlığına sunuyor. Fortune “En beğenilen şirketler 2009” sıralamasında beşinci olan Johnson&Johnson, aynı zamanda Dünya’nın en itibarlı şirketleri sıralamasında da son dört yıldır üçüncü kez birinci sırada yer aldı. Johnson &Johnson ülkemizde 1985 yılından beri yenilikçi ve güvenilir ürünleriyle hizmet veriyor.
19 Haziran 2009 Cuma
Doğum sonrası kilo vermeye ne zaman başlanmalı?
Doğum sonrası kilo verme hızı ve zamanı gebelik süresince alınan kilo ile ilgilidir.
Gebelik döneminde 9 - 12 kg alarak normal tamamlamış bir anne, ilk altı ayın sonunda dengeli beslenme ve etkin süt verme sonunda normal kilosuna kavuşabilir.
Gebelik döneminde 18 -30 kg gibi aşırı kilo almış annelerin ise normal kilolarına dönmeleri
daha uzun zaman alacaktır.
Normal süreçte emzirme dönemiyle birlikte anne kilo kaybetmeye başlar. Sütün veriminin artması için aşırı yağlı ve şekerli yiyen, yanlış beslenen anneler ise tam tersi süt verirken kilo alabiliyor, hatta doğum sonrası kilolarının üzerine çıkan anneler dahi oluyor.
Emzirme döneminde anne her gün yaklaşık 6 - 7 çay bardağı yani 700 ml süt salgılar. Bunun için harcanan kalori ise her gün 500 - 700 kalori civarındadır. Bu kalori kaybı bir saat orta seviyede egzersize eşdeğerdir. Bu sebeple emzirirken dengeli beslenen ve yeterli sıvı alan anne, eğer doğumu normal kilo kazanımıyla bitirdiyse altı ay sonunda doğumda aldığı ve süt üretmek üzere depoladığı fazla kilolardan kurtuluyor.
Düşük kalorili diyet sakıncalı
Hızlı kilo kaybı için yapılan düşük kalorili diyetler annenin süt verimini olumsuz yönde etkiler. Özellikle karbonhidrat ve proteinden fakir beslenme annenin sütünü azaltır. Protein ve kalsiyum açısından zengin süt - yoğurt - peynir - yumurta anne için çok önemlidir. Ayrıca her gün mutlaka et, tavuk veya balıktan birisi tüketilmelidir.
İlk dört ayda aylık yarım - bir kg zayıflama normaldir, ancak anne çok şişmansa ayda 2 kg kayıp da gözlenebilir. Ancak ayda 2 kg üzerinde zayıflamak, emziren anne için sakıncalıdır. Hekim izni olduktan sonra hafif yürüyüşler ve egzersizler kilo vermeyi çabuklaştırır.
Anne sütü
Emzirme ne kadar uzun sürerse bebek ve anne için faydaları da o derece artıyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akedemisi, emzirmeyi mümkün olduğunca uzun tutmayı ve en az bir yıl süreyle devam etmeyi öneriyor.
Emzirmek son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Doğum şekli normal veya sezaryen; ne olursa olsun, mümkün olduğunca doğumdan hemen sonra emzirmeye başlanmalıdır. Emzirme süreci bebeğe olduğu kadar anneye de faydalıdır.
* Emzirme sürecinde bebekle duygusal ve fiziksel bağ devam eder.
* Süt üretimi için kalori harcanır ve bu enerji harcaması annenin kilo vermesine yardımcı olur.
* Emziren annelerin yumurtalık ve meme kanseri riskinin daha düşük olduğu bilinmektedir.
EMZİRME DÖNEMİNDE AKLINIZDA BULUNSUN!
* Vücudunuz 1 ml süt salınımı için yaklaşık 7 kalori harcar.
* Protein yeterli miktarda alınmalıdır. Özellikle balık haftada en az iki kez tüketilmelidir.
* B12 vitamini süt verimliliği için önemlidir. En iyi kaynağı ise yağsız kırmızı et ve yumurtadır.
* Kalsiyumun yeterli alınması, annenin kemik sağlığı için önemlidir. Kadınlardaki osteoporoz (kemik erimesi) riski unutulmamalıdır.
* Folik asit gebelik döneminde olduğu kadar, emzirme döneminde de önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeleri bol yemek gerekir.
* B vitamini tüketimi de yeterli olmalıdır. Bunun için tam buğday, bulgur ve kuru baklagiller tercih edilebilir.
* Magnezyum ve çinko her kadın için yaşamın her döneminde önemlidir. En iyi kaynaklarından biri ise fındık‘tır.
* Kompostolar şekersiz hazırlanabilir. Bunun için meyvelerin doğal şekeri yeterlidir.
* Demir eksikliğiniz varsa, meyve sularına pekmez veya kuru üzüm ekleyebilirsiniz.
* Tatlı yemek isterseniz, gaz yapmayacak şekilde sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz.
* Süt protein, karbonhidrat ve kalsiyum açısından ideal dengeye sahiptir ve emzirme döneminde süt tüketmeye özen göstermeniz gerekir. Gaz yaparsa, laktozsuz sütleri tercih edebilirsiniz.
Anne sütü bebek için sindirilmesi en kolay olan besindir
Anne sütü çocuk için en ideal yapıya sahiptir. Bebeğinizi bazı hastalıklar ve enfeksiyonlardan korumaya yardımcıdır. İçerdiği koruyucu maddeler, anne sütünün içeriği bebeğin değişen ihtiyaçlarına göre değişim gösterir. Bebek prematüre doğmuşsa prematüre bebeğin ihtiyaçlarına göre farklılık gösterir. Bebek için sindirilmesi en kolay olan besindir. Bu nedenle bebekler daha sık beslenmek ister ve daha iyi kilo alırlar.
Anne sütü, bebeğin ruhsal gelişimi için de faydalıdır. Hazırlama zahmeti yoktur ve istediğiniz her zaman mevcut, kullanıma hazır, temiz ve uygun sıcaklıktadır. Maliyeti yoktur. Çevre kirliliğine yol açmaz. Emzirilen bebekte karın ağrısı, gaz sancısı ve kabızlık daha az sıklıkta görülür. Temas sürekliliği
'Kara ölüm' kapıda!
Dünya domuz gribinden sonra yeni bir kabusla karşı karşıya...
Dünya domuz gribi salgınıyla başa çıkmaya çalışırken, şimdi de Libya'dan "hıyarcıklı veba" salgını haberi geldi. 1347-1351 yılları arasında dünyada 75 milyon insanı öldüren bu salgın, bu kez Dünya Sağlık Örgütü'nü harekete geçirdi. DSÖ ekibi Libya'da araştırma başlattı.
Libya'da hıyarcıklı veba salgını ortaya çıktığının bildirilmesi üzerine Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) bu ülkeye bir araştırma ekibi gönderdiği bildirildi.
VAKA SAYISI 18
DSÖ yetkilisi John Jabbour, Libyalı yetkililerin Akdeniz kıyısındaki Tobruk kentinde hıyarcıklı veba salgını olduğunu bildirmeleri üzerine bir ekibi bölgeye gönderdiklerini, sayıları 18 dolayında olduğu bildirilen vakaların Libya'da 20 yıldan uzun süredir ilk kez görüldüğünü söyledi.
Trablus yönetiminin DSÖ'den yardım istediğini bildiren Jabbour, orta çağdan beri "kara ölüm" olarak bilinen hastalığın Libya'daki "tam resmini" henüz göremediklerini, Libyalı yetkililerin açıklamasına göre şimdiye kadar biri ölümlü, 18 vakanın görüldüğünü ifade etti.
VÜCUTTA SİYAH YUMRULAR OLUŞUYOR
Vücutta siyah yumrularla kendini belli eden hıyarcıklı veba dünyada yılda 100 ila 200 kişinin ölümüne neden oluyor. Hastalık antibiyotiklerle tedavi edilmezse birkaç günde ölüme neden olabiliyor.
1300'LÜ YILLARDA 75 MİLYON KİŞİ ÖLMÜŞTÜ
Hastalık 1347-1351 yılları arasında dünyada 75 milyon kişinin ölümüne neden olmuş, bu dönemde Avrupa nüfusunun üçte birinden fazlası yok olmuştu.
Hıyarcıklı veba hastalığın ilk kez Asya'da ortaya çıktığı daha sonra Orta Doğu, Afrika ve Avrupa'ya yayıldığı bildiriliyor.
Yeni vakaların çıktığı Tobruk kenti Mısır sınırına 125 kilometre mesafede bulunuyor
Bilim adamları, 1.5 yıl araştırdı, Antep fıstığının insan sağlığına birçok faydasının olduğunu ortaya çıkardı.